7 Ağustos 2009 Cuma

Merhaba Mehmet Ege

Muhtemelen sen beni tanıyamayacaksın ama eminim baban beni tanıyacaktır. Zira arada bir kan bağı, akrabalık durumu söz konusu. Ufuk Yıldız'ın küçük kızı (gerçi küçüklüğü kalmadı artık) Aslı Pınar Yıldız(Taşkın)

Blog adresini tesadüfen öğrendim ve inceledim. Kan bağından olsa gerek birşeyler yazmak istedim. Belki de diyeceksin ki bu zamana kadar neden yazmadın da şimdi, bilmiyorum. Herhangi bir sebebi yok. Dediğim gibi gördüm ve içimden birşeyler yazmak geldi. Ben fethiyede oturuyorum. Bir kızım var 4 yaşında Elif Naz.

Kendine iyi bak. Selamlar

Kankadan

Kanka, ne haber?

Haftasonu çektirdiğimiz fotoğraflarımızı seninle paylaşmak istedim, bizim için güzel bir gündü anneleri babaları yine terlettik. Ayrıca bu strateji çok hoşuma gitti, birimiz uyuduğunda diğerimizin uyanması :)))

Bu arada fotoğrafta elimi tutmuşsun çok duygulandım. Sana bir haber vereyim ama aramızda kalsın haftasonu seni iyice izledim ve emekleme işini çözdüm. Ama kanka sende çok hızlısın ya, bir sakin ol önümüzde uzun bir yol var neden bu kadar acele ediyorsun ki.

Neyse seni çok öpüyorum. Yine gelin, beni yalnız bırakmayın olur mu?

Bye

Aksaray, Aksaray, Aksaraaayyy

4 Ağustos 2009 Salı

Temmuz

Koskoca bir Temmuz geçirdik. Farklı sebeplerden paşanın blogunu da ihmal ettik. Bu ay Ege için fazlasıyla hareketli bir ay oldu. Öncelikle yerde sürünmeyle başlayan hareketlenme zinciri sırasıyla emekleme ve tırmanma şeklinde devam etti.

Yandaki durmak yok, yola devam pozunda da görebildiğiniz gibi günü karşılamak için sabah 5'te kalkmak onun için adeta bir zorunluluk oldu.

Emeklemesini ilk olarak Küçükyalı'da gördüm, önceleri paytak paytak giderken, sonraları tempoyu arttırıp hedefe doğru tam yol ilerlemeye başladı.

Tam bu emekleme dönemi biraz onu rahatlatacak derken, kendini zorlamak için yeni bir yöntem buldu paşa. Tırmanma.

Yerde onun için ayırdığımız alan dışına çıkıp, sehpa, koltuk, herhangi bir bacak! görüp hedefe kilitlenme suretiyle tırmanma operasyonuna başlıyor. Bazen kafasını vuruyor ayağa kalkmak isterken, ama ağlaya ağlaya devam ediyor sıpa.

Çok istekli bu konuda. Diğer yandan son zamanlarda emeklerken durup oturmaya da başladı. Bunu beceremiyordu. 5 saniye hareketsiz durmuyor. Annesi bu durumdan biraz şikayetçi tabi. Biraz mı ??

Bunun dışında çok da sevimli olmaya başladı paşa, kimseye yabancılık yapmıyor. Kimi bulsa saldırıyor. Bugünlerde en sevdiği şarkıda MFÖ'nün Vak the rock şarkısı. Kulağına söylediğim de hemen gülmeye başlıyor.

Hilal teyzesine bir türlü gönderemediğim resmini de buraya ekleyeyim.




















Cumartesi kısmetse tatile çıkıyoruz. İlk defa bineceği uçakta nasıl ortalığı birbirine katar, onun planlarını yapıyor mu bilmiyorum.

Gorky

Sarı - Kırmızı

Anne oğul başbaşa, renk uyumu müthiş. Bunun üzerine söylenecek tek laf var ;

Mehmet Ege, sana kırmızı çok yakışıyor.